Uzmanı açıkladı: Bazı yiyecekleri sürekli tüketme isteği temel besin eksikliklerini gösterebiliyor

Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Yıldız Melek Aksoylu, belirli yiyecekleri atıştırma isteğinin özellikle ramazan ayında iftar ve sahur arasındaki saatlerde daha çok artabildiğini, genelde bazı yiyecekleri yemek için sürekli oluşan isteğin temel besinlerin eksikliklerine işaret edebildiğini bildirdi.

Medicana’dan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Aksoylu, sürekli atıştırma isteğinin neden kaynaklandığına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Aksoylu, genellikle bazı yiyecekleri sürekli tüketme isteğinin oldukça yaygın olduğunu, örneğin, regl öncesinde ya da hamilelik döneminde kadınların çoğu tatlı tüketmek istediklerini, ancak bazı kişilerde bazı yiyecekleri sık tüketme isteğinin vücuttaki bazı eksiklikleri gösterebileceğini kaydetti.

Dyt. Yıldız Melek Aksoylu, “Belirli yiyecekleri atıştırma isteği özellikle ramazan ayında iftar ve sahur arasındaki saatlerde daha çok artabiliyor. Genelde bazı yiyecekleri yemek için sürekli oluşan istek temel besinlerin eksikliklerini işaret edebiliyor.” ifadelerini kullandı.

Rafine şeker ve karbonhidrat tüketimi çok sıksa tüketilen ürünlerin kan dolaşımına hızla karıştığını ve kan şekerinde dengesizliğe neden olduğunu aktaran Aksoylu, “Vücut bununla başa çıkmak için daha fazla insülin salgılar. Ne kadar çok rafine şeker, tatlı, karbonhidrat yenirse bir o kadar daha tüketilmek istenebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Aksoylu, pek çok besini atıştırma isteğinin farklı nedenleri olabileceğini belirterek, bu besin gruplarını şöyle sıraladı:

“Cips ya da tuzlu atıştırmalıklar: Bazı kişilerde tuzlu besinleri atıştırma isteği yoğundur. Bu durum vücutta elektrolitlerin düşük olduğu anlamına gelebilir. Tuzlu atıştırmalıklarda sodyum oranı yüksektir. Küçük miktarlarda da olsa vücudun sodyuma ihtiyacı vardır. Ayrıca sodyum kan basıncını düzenlemeye yardım eden, vücuttaki su dengesinin korunmasını sağlayan hayati bir mineraldir. Tuzlu atıştırma isteği genelde egzersizden sonra, hastalık dönemlerinde daha da artabilir. Bu durum vücudun susuz kaldığı anlamına gelir. Ancak tuzlu besinleri fazla almamakta da fayda vardır. Günde 6 gramdan daha az tuz alınmalıdır. Bunun yanında iştah açan tuzlu gıdalar protein eksikliğine de işaret edebilir. Böyle durumlarda cips ya da kraker gibi ürünlere değil kuruyemişler ve kurubaklagiller gibi protein içeren ve yüksek lifli gıdalara yönelmek daha sağlıklı olur.

Ekmek ya da hamur işi ürünler: Bazıları sürekli ekmek, makarna ya da poğaça gibi ürünleri tüketmek ister. Vücut bu ürünleri kolay sindiremez. Genellikle kişiler ekmek ya da hamur işi tüketmediği zaman aç kalabileceği düşüncesine kapılır. Özellikle düşük ruh hallerinde bu tür gıdaları tüketme isteği daha da artabilir. Vücutta açlık hormonu olarak bilinen ghrelin hormon düzeylerini artırabilir. Bu tür ürünlerde daha sağlıklı alternatifler tercih edilebilir. Örneğin beyaz ekmek yerine esmer ekmekler, tam buğday unlu makarnalar, bulgur ve karabuğday gibi alternatifler tüketilebilir.

Çikolata yeme isteği: Hemen hemen herkes çikolatayı sever ama bazıları onsuz duramaz. Yapılan araştırmalarda sürekli çikolata tüketme isteği magnezyum eksikliğini gösteriyor olabilir. Magnezyum kaju, badem, kabak çekirdeğinde bol miktarda bulunur. Bu besinler de daha uzun süre tok kalmaya ve şeker isteğini frenlemeyi sağlayabilir.”

Ramazanda atıştırma isteğini bastıracak alternatifler

Ramazanda atıştırma isteğini bastıracak alternatifler üzerine de bilgi veren Aksoylu, uzun saatler oruç tutmanın da atıştırma isteğini tetikleyebileceğini ifade etti.

Aksoylu, bununla başa çıkmak için alternatif besinlere yönelmenin hem sağlık hem de kilo korumada etkin olacağını aktararak, bu besinleri şöyle sıraladı:

“Tatlı yerine hurma: Özellikle iftarda orucu hurma ile açmak iftar ve sahur arasında kan şekerini dengeleyerek tatlı isteğini bastıracaktır. Kuruyemiş: Badem, fındık, kaju gibi kuruyemişlerin çiğ halleri iftar ve sahur arasında atıştırılabilir. Hem sağlıklı hem de mineral içerikleri açısından destekleyici bu besinlere leblebi, yer fıstığı, kabak çekirdeği de eklenebilir. Kuruyemişler potasyum, fosfat, kalsiyum, çinko ve magnezyum açısından da zengindir. Çiğ sebzeler: Salatalık dilimleri ve alabaş hem susuzluk için hem de atıştırmalık olarak çok iyi bir alternatif olabilir.

Fırınlanmış sebzeler: Tüm sebzeler baharatlanıp fırınlandığında oldukça sağlıklı atıştırmalık alternatifler arasında sayılabilir. Yoğurtlu besinler: İftardan bir süre sonra halen tatlı isteği devam ediyorsa yoğurt, yulaf ve taze meyvelerle sağlıklı bir ara öğün oluşturulabilir; atıştırma ihtiyacı böylece giderilebilir. Dondurma ve güllaç: Dondurma ve güllaç, porsiyonlamaya dikkat ederek tüketilebilecek en sağlıklı tatlılar arasındadır. Ramazanda da tatlı ihtiyacı bu besinlerle karşılanabilir.” (AA)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*